Prostat Kanseri Nedir? Belirtileri, Erken Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Prostat Kanseri Nedir? Belirtileri, Erken Tanı ve Güncel Prostat Kanseri Tedavisi Yöntemleri

Prostat kanseri, Amerikan Kanser Derneği verilerine göre batılı ülkelerde erkeklerde en sık izlenen kanser türü olup, tüm kanser vakalarının yaklaşık dörtte birlik kısmını oluşturmaktadır. Ülkemizde de erkeklerde akciğer kanseri ile birlikte en sık izlenen kanser türlerinden birini oluşturmaktadır. Son yapılan çalışmalarda bir erkeğin yaşam boyu prostat kanserine yakalanma riskinin %10-15 arasında olmasına karşın bu hastalığa bağlı ölüm riskinin %3 civarında olduğu rapor edilmektedir.

Bu durum, prostat kanserinin çok görülen bir kanser olmasına karşın, özellikle erken safhada teşhis edildiğinde ve doğru bir prostat kanseri tedavisi şeması uygulandığında iyileşme şansının çok yüksek bir hastalık olmasıyla ilişkilidir. Bu nedenle, prostat kanseri nedir sorusunun cevabını bilmek, her erkeğin sağlığı için atacağı en önemli adımdır.

I. Prostat Kanseri Nedir? ve Erken Tanı Neden Hayati Önem Taşır?

Prostat, idrar torbasının hemen altında yer alan ve idrar yolunu çevreleyen, ceviz büyüklüğünde bir bezdir. Prostatın dokusunda kanser oluşumuna neyin sebep olduğu tam olarak bilinmemekle birlikte, prostat kanseri hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla karakterizedir.

Prostat Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Prostat kanserinin tipik erken belirtileri yoktur ve kendini ancak ilerlemiş dönemde ortaya çıkan şikayetlerle belli etmektedir. Bu aşamada ise kişinin bu hastalıktan kurtulma olanağı mümkün olmayabilmektedir. Bu nedenle hastalığın henüz prostat içinde sınırlı iken, yani hiçbir klinik bulgu vermediği erken dönemde tespit edilmesi oldukça önemlidir.

Hiçbir şikayeti olmasa bile erkeklerin 50 yaşından sonra yılda bir kez prostat kanseri muayenesi için üroloji uzmanına başvurmasını sağlamak ancak bu hastalığa farkındalık oluşturmakla mümkün olacaktır. İlerleyen evrede görülebilecek belirtiler arasında sık ve acil idrara çıkma ihtiyacı, idrar akışında zayıflama veya idrarda kan görülmesi sayılabilir.

II. Prostat Kanseri Nedenleri ve Risk Faktörleri

Prostatın dokusunda kanser oluşumuna neyin sebep olduğu tam olarak bilinmemektedir. Ancak bazı risk faktörlerinin prostat kanseri ile bağlantılı olduğu ortaya konmuştur:

  • Yaş: Kanser, 40 yaş altı erkeklerde çok seyrek görülür. Bir erkek, 50 yaşına geldiğinde, kansere yakalanma ihtimali artar. Kanser tanısı almış 3 hastanın, 2’si 65 yaş üzerindeki erkeklerdir. 60 yaşından küçük erkeklerde görülen prostat kanseri genellikle daha agresif seyir gösterir. Bu nedenle genç yaşta prostat kanseri taraması önem taşır.
  • Aile Hikayesi ve Genetik Özellikler: Hastalığın bazı ailelerde devamlı olarak görüldüğü belirlenmiştir. Kanser tanısı konulan yakın aile bireylerine (dede, amca, baba veya erkek kardeş) sahip erkeklerin (özellikle yakınları bu hastalığa <55 yaşta yakalanmışsa), kendilerinin de kansere yakalanma ihtimalleri yüksektir. Ailede bir bireyde prostat kanseri varsa, diğer bireylerde de kanserin olma riski 2 kat artar; iki veya daha fazla bireyde varsa, bu risk 6-11 kat artar.
  • Diğer Faktörler: Bel soğukluğu, sigara tüketimi fazla olan erkeklerde artan ölüm riski, kadmiyum ile ilgili işte çalışan erkekler ve D vitamini düşüklüğü de risk faktörleri arasındadır. Haftada 4 kereden daha az boşalan erkeklerde prostat kanseri riskinin %25 oranında daha sık görüldüğü rapor edilmiştir.

III. Erken Tanı: Prostat Kanseri Nasıl Belirlenir?

Günümüzde sağlıklı bir erkeğin prostat kanseri olacağını öngörebilecek tek bir erken tanı yöntemi yoktur. Prostat kanseri taraması, birden fazla yöntemin kombinasyonu ile yapılmaktadır.

Ailesinde prostat kanseri öyküsü olmayan erkeklerde prostat kanseri taraması ilk olarak 50 yaş ve sonrasında yıllık kontroller olarak tavsiye edilirken, aile öyküsü olanlarda daha erken yaşlarda prostat kanseri taraması tavsiye edilmektedir.

Temel Tarama Yöntemleri

Tarama amaçlı olarak kullanılan temel yöntemler parmakla rektal muayene (prostata yönelik) ve kan tahlili ile PSA (prostat spesifik antijen) ölçümüdür.

1. PSA Testi:

Kan tahlilinde bakılan PSA testi ile prostat kanseri erken teşhis edilebilir. PSA, prostat bezinden salgılanan bir hormondur. Kanser dışında, BPH, prostatit (prostat iltihabı), cinsel ilişki, rektal prostat muayenesi gibi durumlar sonrasında da yüksek çıkabilir. Yani PSA’nın yüksekliği her zaman kanser anlamına gelmediği gibi düşüklüğü de kanseri ekarte etmek için yetersiz kalabilir. Bu sebeple prostat kanserinin taraması ve teşhisinde PSA testi, prostat muayenesi, prostat MR’ı gibi ek testlerle desteklenmektedir.

2. Multiparametrik Prostat MR:

Prostat kanseri şüphesi olan hastalarda tanıyı destekleyebilecek değerli bir görüntüleme yöntemidir. Prostat kanseri tanısının yanı sıra, tümörün prostat kapsülünü aşıp aşmadığı ve olası lenf nodu sıçramaları tespit edilebilir. Çekilen MR sonucu prostat dokusunda kanser açısından şüpheli alanlar tespit edile hastalar mutlaka prostat biyopsisine yönlendirilmelidir.

Yeni Nesil İdrar ve Genetik Testler

Tanı kesinliğini artırmak amacıyla, idrardan bakılan genetik tabanlı testler geliştirilmiştir:

  • Prostat Kanseri Geni 3 (PCA3): Prostat masajı sonrası alınan idrardan bakılan bir testtir.
  • Select Mdx ve Mi Prostat Skoru: Yine prostat masajı sonrası idrardan mikroRNA ve gen füzyonu bakılmasına dayanan, prostat kanseri agresiflik riskini belirlemede yardımcı olan testlerdir.
  • EkoDx: İdrarda prostat kanseri hücrelerinden dökülen eksomları inceler; test sonucu pozitif olan hastalarda agresif kanser çıkma olasılığı daha yüksektir.

IV. Kesin Tanı: Prostat Biyopsisi Yöntemleri

Kanser tanısının kesin olarak yapılabilmesi ancak biyopsi ile mümkündür.

Yeni Teknolojilerle Biyopsi:

  1. Standart Prostat Biyopsisi: Makat yolundan ultrason eşliğinde prostattan rastgele parçalar alınması işlemidir.
  2. Robotik MR-Ultrason Füzyon Biyopsi: Hastanın daha önce çekilen MR görüntüleri, biyopsi yapılan ultrason cihazına aktarılır (füzyon). Şüpheli alan tam yeri belirlenerek “hedef gözeterek” parça alınır.
  3. Yeni Nesil Robotik Prostat Biyopsisi: Avrupa’da sayılı merkezde kullanılan bu sistemde, örnek alma işlemi ROBOTİK sistemle gerçekleştirilir. İşlem makat içinden değil, perineal (cilt) bölgeden yapıldığından enfeksiyon riski minimalize edilmiş olur. Hastanın biyopsi haritası kayıt altına alındığından, lezyonun tam koordinatları bilindiği için ileride ameliyatsız (fokal) prostat kanseri tedavilerine olanak sağlar.

V. Prostat Kanseri Tedavisi Seçenekleri

Prostat kanserinde tedavi seçimi, tümörün patolojik özelliklerinin (evre, derece vb.) yanı sıra hastanın yaşı ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak yapılmaktadır.

Başlıca prostat kanseri tedavisi seçenekleri şunlardır:

  1. Aktif İzlem: Düşük dereceli tümöre sahip hastalarda hemen tedavi yerine düzenli takip (PSA ve biyopsi) yapılır.
  2. Cerrahi Tedavi (Radikal Prostatektomi): Başka organlara yayılım göstermeyen prostat kanserinin tedavisi cerrahi olarak prostatın çıkarılmasıdır. Düşük dereceli tümöre sahip hastaların 10 yıllık hastalığa özgü sağ kalım oranları %90’ın üzerindedir. Yani bu evrede tespit edilip ameliyat olan hastaların çok büyük kısmı bu kanserden kurtulmuş sayılırlar.
  3. Robotik Radikal Prostatektomi (Kapalı Ameliyat): Robotik cerrahi, laparoskopik ameliyatların robot yardımıyla 3 boyutlu görüntü altında yapılmasıdır. Ameliyatın asıl amacı, kanserli doku bırakmamak, cinsel fonksiyonları sağlayan sinirleri korumak ve idrar tutmayı sağlayan yapılara zarar vermemektir. Robotik cerrahi ile komplikasyon ihtimali aza inmekte, kan kaybı azalmakta ve iyileşme süresi kısalmaktadır.
  4. Işın Tedavisi (Radyoterapi): Yüksek enerjili ışınlarla kanser hücrelerini yok etmeyi amaçlar.
  5. Fokal Tedaviler (HIFU, Brakiterapi, Nanoknife): Kanserli bölgeyi hedefleyerek yok eden, cerrahiye göre daha az invaziv yöntemlerdir.
  6. Hormon ve İlaç Tedavisi (Kemoterapi): İlerlemiş kanserlerde veya cerrahi/radyasyon tedavisine ek olarak kullanılır.

VI. Sonuç: Prostat Kanseri Bilinçle Yönetilebilir Bir Hastalıktır

Prostat kanseri nedir sorusunun cevabı, artık eskisi gibi korkutucu değildir. Tıptaki ilerlemeler sayesinde, erken tanı ve modern prostat kanseri tedavisi yöntemleri, hastaların büyük çoğunluğuna yüksek yaşam kalitesiyle uzun bir yaşam sunmaktadır.

Risk faktörleriniz varsa, 50 yaşından itibaren (risk yüksekse daha erken), yılda bir kez prostat kanseri taraması için üroloji uzmanına başvurmak, sağlığınız için alacağınız en kritik karardır. Unutmayın, erken teşhis, bu hastalıkla mücadelede en büyük gücümüzdür.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top